Level 2
Level 1

und, aber, denn, sondern


27 words 0 ignored

Ready to learn       Ready to review

Ignore words

Check the boxes below to ignore/unignore words, then click save at the bottom. Ignored words will never appear in any learning session.

All None

Ignore?
Er ist nach Deutschland gefahren und hat dort studiert.
O Almanya’ya gidip üniversitede okudu.
Ich trinke jetzt Tee und später eine Tasse Kaffee.
Şimdi çay, daha sonra bir fincan kahve içerim.
Wir fahren diese Woche in die Heimat und wollen dort unsere Verwandten besuchen.
Bu hafta memlekete gidip orada akrabalarımızı ziyaret etmek istiyoruz.
Na und?
Ee, daha?
und anderes mehr
Dahası var.
und desgleichen mehr
ve buna benzer şeyler
und so weiter (usw.)
vesaire
Ich wohne in İstanbul, aber ich arbeite in Gebze.
Ben İstanbul’da oturuyorum ama Gebze’de çalışıyorum.
Ich wollte dich besuchen, du aber warst gestern nicht zu Hause.
Seni ziyaret etmek istedim ama dün evde yoktun.
Diese alte Dame ist arm, aber glücklich.
Bu yaşlı bayan yoksul, ancak mutlu.
Das ist aber schön.
Amma güzel ha!
Aber Junge, was tust du denn?
İlahi çocuk, neler yapıyorsun?
Ich will aber nicht!
Artık istemem!
Aber gewiss!
Tabii! / Hay hay! / Başüstüne! / Elbette
Ich muss mich beeilen, denn meine Mutter wartet auf mich.
Annem beklediği için acele etmek zorundayım.
Wo steckst du denn?
Neredesin yahu?
Was machst du denn?
Yahu ne yapıyorsun?
Was ist denn das?
Acaba bu nedir?
Warum rennst du denn so?
Ya, niçin böyle koşuyorsun?
Ich schreibe dir im nächsten Monat einen Brief oder rufe dich an.
Gelecek ay sana bir mektup yazarım ya da telefon ederim.
Die Flasche ist nicht leer, sondern (sie ist) voll.
Şişe boş değil, tam tersine dolu.
Wir arbeiteten gestern nicht im Büro, sondern wir gingen spazieren.
Biz dün büroda çalışmadık, aksine gezmeye gittik.
Wir gehen nicht sofort, sondern bleiben einige Tage hier.
Biz hemen gitmiyoruz, aksine bir kaç gün burada kalıyoruz.
Wir lernen nicht Englisch, sondern Deutsch.
Biz ingilizce değil, Almanca öğreniyoruz.
Nicht ich, sondern mein Nachbar hat den Unfall gesehen.
Kazayı ben değil, komşum gördü.
Warum nicht gleich, sondern erst nachher?
Neden şimdi değil de sonra?
Er hat kein Geld, sondern nur Grundbesitz.
Onun parası yok, (aksine) sadece gayrimenkulü var.