Level 17 Level 19
Level 18

1601 - 1700


100 words 0 ignored

Ready to learn       Ready to review

Ignore words

Check the boxes below to ignore/unignore words, then click save at the bottom. Ignored words will never appear in any learning session.

All None

Ignore?
puşt
Eş cinsel erkeklerin cinsel zevklerine hizmet eden erkek 2. Ağır ve kaba sövgü sözü 3. Güvenilmez, kalleş
kâfir
Tanrı'nın varlığını ve birliğini inkâr eden kimse / Genellikle Müslüman olmayanlara verilen ad
pimpirik
Kuşkucu / Çok yaşlı ve güçsüz (kimse) / Harap, virane
endam
Vücut, beden, boy bos
yakut
Pembe veya erguvan tonları ile karışık koyu kırmızı renkte, saydam bir korindon türü olan değerli taş
boca
Geminin rüzgâr almayan yanı, rüzgâraltı, orsa veya rüzgârüstü karşıtı
militan
Bir düşüncenin, bir görüşün başarı kazanması için savaşan, mücadele eden kimse 2. Bir siyasal örgütün etkin üyesi 3. Mücadelesini zor kullanarak ve yasa dışı yollarla yapan taraftar
bam teli
Bazı sazlarda kalın ses veren tel veya kiriş 2. Sakalın, alt dudağın hemen altındaki bölümü
assolist
Bir müzik programında genellikle en son sahneye çıkan, alanında çok ünlü olan sanatçı (bkz: AS + solo + ist)
solist
Şarkı söyleyen kişiler için kullanılan kelime // Bir müzik eserini tek başına çalan, söyleyen sanatçı, solocu // Şarkıcı, sesini şarkı söylemek veya diğer enstrümanların da yer aldığı bir müzik eserine eşlik etmek için kullanan müzisyen.
kamikaze
İkinci Dünya Savaşı yıllarında Japonların kullandığı intihar uçağı
basur
Kalın bağırsağın alt bölümünde ve anüste toplardamarların genişlemesiyle oluşan varis, hemoroit
sikke
Madenî para 2. Madenî paralara vurulan damga / Hayvanları bağlamak için yere çakılan demir veya ağaç kazık / Mevlevi dervişlerinin giydikleri yüksek ve tepesi düz keçe külah
dergâh
Tekke 2. Huzur, kat (tekke: Tarikattan olanların barındıkları, ibadet ve tören yaptıkları yer, dergâh)
milis
Savaş sırasında orduya yardımcı olarak toplanan silahlı halk gücü 2. Bazı ülkelerde yardımcı güvenlik gücü
mevlevîlik
13. yüzyılda yaşamış Mevlana Celaleddin Rumi'nin görüşleri ve tasavvufî düşünceleri üzerine, kendisinin ölümünün ardından gelişen tarikattır.
memorandum
Herhangi bir şeyi hatırlatmak, uyarmak amacıyla yazılan yazı, muhtıra
bej
açık kahverengi (sarıya çalan)
amortisman
Yıpranma payı / Faizin işlemesine son vermek için bir tahvilin birden ödenmesi // ortaklıklarda, taşınmaz malların aşınmalarına, eskimelerine karşılık olarak yıllık kârdan ayrılan belirli orandaki pay. // Amortisman duran varlıkların yıpranma, aşınma ve eskime payını ifade eder. Maddi duran varlıklar kullanıldığı muhasebe dönemlerine dağıtılır ve gider yazılır.
cebelleşmek
Cedelleşmek (cedelleşmek: Tartışmak, münakaşa etmek, becelleşmek, cebelleşmek)
meta
ötesi, üst, üst seviye / ticaret malı, mal, sermaye
saba
Sabah yeli, badısaba
as
üzerindeki sayı 1 olan iskambil kâğıdı, birli. / işinde, uğraşında, sanatında çok usta olan, önde gelen (kimse): "Sinemanın asları televizyona da diziler yapıyor"
tahtırevan
Omuzda veya deve, fil, at vb. hayvanlara yüklenerek götürülen, üstü örtülü, insan taşınan araç (bkz: taht + revan)
kevaşe
fahişe, hayat kadını, orospu
yavşak
Bit yavrusu 2. Geveze, yılışık kimse
emprovizasyon
Doğaçlama
kompozit
Karma / Değişik tarzları bir arada taşıyan (mimarlık)
mahsus
Bilerek, isteyerek, kasten / Özgü / Özel / Biri veya bir şey için ayrılmış, münhasır
mahsuben
Hesaba katarak (bkz: hesap)
konsept
Kavram 2. Anlayış, görüş 3. Tarz 4. Düzen
panik
Aşırı korku / Pan’ın şakacılığından çıkmış bu kelime. Pan, beklenmedik anlarda insanların önüne çıkıp onları şaşırtmayı severmiş, insanlar da panik olurlarmış.
fodul
Üstünlük taslayan, kibirlenen
hispanik
İspanya'dan, İspanyollardan ve İspanyol kültüründen türemiş ya da bu kültürle ilgili anlamında kullanılan bir sözcüktür. Dile dayalı bir tanımlamadır ve ırksal bir aidiyet belirtmez.
mecaz
Metafor (metafor: Bir ilgi veya benzetme sonucu gerçek anlamından başka anlamda kullanılan söz 2. Bir kelimeyi veya kavramı kabul edilenin dışında başka anlamlara gelecek biçimde kullanma)
hayâ
Utanma duygusu, utanç, utanma, sıkılma
engin
Ucu bucağı görünmeyecek kadar geniş, çok geniş, vâsi / Açık deniz
indis
Bir harf üzerine konulan işaret / Bir harf, benzer fakat yine de değişik biçimlerde iki veya daha çok kez kullanılmak istendiğinde harfin üstüne veya altına eklenen ayırıcı işaret / Bir kökün derecesini göstermek için kök işaretinin kolları arasına konulan sayı
seda
Ses
aseton
Birçok organik maddeyi eritmekte kullanılan uçucu, kolayca alev alır, eter kokusunda bir sıvı
volta
Bir halatı bir yere bir kez dolama veya babalara yöntemince sarma / Sürekli aşağı yukarı gidip gelme, yürüme, dolaşma / Geminin rüzgâra karşı gidebilmek için sağa sola zikzak yapması
volta atmak
Amaçsızca bir aşağı bir yukarı gidip gelmek, dolaşmak.
kaytan bıyık
İnce ve uzun bir bıyık türü
hibrit
Melez / İki farklı güç kaynağının bir arada bulunması
münasip
Uygun, yerinde
abide
Anıt (mimarlık)
afaki
Gereksiz, önemsiz (söz) 2. Bir kaynağa dayanmayan, hayalî
ahkâm
Yargılar, hükümler "İşin içinde olmanın verdiği rahatlıkla bol keseden ahkâm kesen akıl hocalarının eleştirilerine hedef olmayı önleyemezler." - T. Halman
âlâ
İyi, pekiyi, daniska
akran
Yaşıt / Yaş, meslek, toplumsal durum vb. bakımından birbirine eşit olanlardan her biri, boydaş, böğür, taydaş, öğür
aksam
Kısımlar // (Makine, araç, cihaz vb. şeyler için) Yedek parça. // "Câmilerde kapı, pencere gibi aksam büyük bir îtinâ ile yapılmıştır (Ekrem H. Ayverdi)".
alelusul
Düzgünce / Yol yordam gereğince, kurala uygun bir biçimde, doğru düzgün bir şekilde 2. Âdet yerini bulsun diye
aleyh
karşıt, karşıt olma / leh karşıtı
atfen
dayanarak, göre (zarf (a'tfen) eskimiş Arapça ʿaṭfen)
buğu
buhar 2. Soğuk bir cisim üzerinde ince bir tabaka durumunda yoğunlaşmış sıvı
istirahat
Dinlenme, rahat etme
selüloz
Selüloz (C6H10O5), bitkilerde hücre yapısının büyük bir bölümünü oluşturan kâğıt, yapay ipek ve patlayıcı maddelerin yapımında kullanılan bir karbonhidrat. // Hayvanlar selülozu enerji verici olarak kullanamazlar. Selüloz suda çözünmez ve iyotla reaksiyon vermez.
izomer
İzomer aynı kimyasal bileşime sahip olup, atomları arasındaki bağlantı yapıları farklı olan moleküller. ( C3H8O ve C3H7OH)
cengiz
Güçlü, yılmaz, gözü pek (kimse). / Tarihte Büyük Moğol İmparatorluğu ́nu kuran Türk hükümdarı.
manikür
Elin ve özellikle el tırnaklarının bakımı
kaleydoskop
Bir ucu buzlu camla kapatılan, metal veya mukavvadan bir boru içine yerleştirilmiş aynaların aracılığıyla, boru içine konulmuş renkli küçük cisimlerin ve görüntülerin oluşturduğu çeşitli biçimleri gösteren araç, çiçek dürbünü.
sürgün
Bir bitkide yeni süren filiz
pisuvar
Genel tuvaletlerde erkeklerin kullandığı, duvar kenarına yerleştirilmiş sidiklik
sazan
Kolay kandırılan, aldatılabilen kimse / Sazangillerden, Avrupa, Asya ve Amerika'nın tatlı sularında yaşayan, sırt yüzgeci uzun, eti beğenilen kılçıklı bir balık (Cyprinus carpio)
cüzzam
Hansen basilinin sebep olduğu, sinir sistemi ve deri başta olmak üzere birçok sistem ve organı etkileyebilen bulaşıcı bir hastalık, miskin hastalığı, lepra
yoz
Doğada olduğu gibi kalarak işlenmemiş olan 2. Kaba, adi, bayağı 3. Davar sürüsü
dertop etmek
Bir araya getirmek, toparlamak (bkz: DER-leyip TOP-lamak)
kadran
Saat, pusula vb. araçlarda, üzerinde yazı, rakam veya başka işaretler bulunan düzlem / Ölçek
filiz
Tohumdan veya tomurcuktan çıkan körpe ve küçük dal, sürgün, ışkın, eşkin (II), cımbar, çıvgın, şıvgın
körpe
Dalından yeni koparılmış, tazeliği üstünde, daha büyümemiş (bitki), kart karşıtı 2. Çok genç (kimse) 3. Yavruluktan henüz çıkmış (hayvan) 4. Henüz bozulmamış, yıpranmamış
kartonpiyer
Çoğunlukla duvar ve tavan ara kesitleriyle tavan göbeklerinde süsleme amacıyla kullanılan sertleştirilmiş alçı
mekik dokumak
iki nokta veya durum arasında sürekli gidip gelmek
öcü
Küçük çocukları korkutmak için uydurulmuş hayalî yaratık, umacı (öcü)
postal
Genellikle askerlerin giydiği konçlu ve kaba potin 2. Düşkün kadın
ayyuk
Göğün en yüksek yeri 2. Göğün kuzey yarım küresinde bulunan bir takımyıldızın en parlak yıldızı
uyluk kemiği
Üst bacak kemiği. Vücuttaki en büyük ve en kuvvetli kemiktir. // uyluk: Kalçadan dize kadar olan bacak bölümü
kısrak
Dişi at
pelte
Nişasta, şeker ve su karışımının pişirilerek soğutulmasıyla yapılan bir tatlı türü 2. Bu kıvamda olan madde 3. Denizanası
öğürmek
Kusarken veya kusacak gibi olurken "öğürtü" sesi çıkarmak
böğürmek
Öküz, manda, deve için: bağırmak / Geğirmek / Anlaşılmaz bir biçimde yüksek sesle bağırmak
neolitik
Cilâlı Taş Devri veya bilimsel adıyla Neolitik Çağ, tarihöncesi çağlardan biridir. /// Cilâlı Taş Devri veya bilimsel adıyla Neolitik Çağ (Yeni Taş Çağı), tarihöncesi çağlardan biridir. /// Taş Devri'nin son çağı ile ilgili
Bering Boğazı
Bering Boğazı, Asya'nın en doğu noktası (169° 44' W) ile Amerika'nın en batı noktası (168° 05' W) arasında bir boğazdır. Günümüzde Rusya ile ABD (Alaska) arasında coğrafi bir sınır konumunda olması ile birlikte Amerika ve Asya kıtalarının birbirine en yakın olduğu yerdir.
torpil
Adam kayırma / Genellikle bayramlarda çocukların eğlence aracı olarak kullandığı yanıcı madde 2. Savaş gemilerinde su altı silahı olarak kullanılan büyük bomba, torpido
antijen
vücuda girdiğinde antikor oluşmasına yol açan virüs, bakteri, parazit gibi protein yapısında bir madde. (bkz anti-gen) /// Bağıştıran ya da antijen vücuda girdiğinde bağışıklık sistemi tarafından antikor üretimine yol açan yabancı moleküllerdir.[1] Antijenler genellikle protein ve polisakkarit yapısında canlı organizma kısımları ya da büyük moleküllü proteinler ve bunlara bağlanmış karbonhidratlar, nükleik, lipidik kısımları ya da ürünleridir. En önemli antijenler bakteri lerinin yapısına girenlerdir. Bir antijen iki elementten oluşur: Protein bir madde ve hapten. Antijen-antikor tepkimeleri vücuda zararlı mikroplarla savaş gibi birçok olayda rol alır. Bağışıklık ya da hastalığa direnç gösterme, vücuda giren antijenleri antikorlarla yokedebilme yeteneğidir. Bu madde aynı zamanda hücre zarındaki glikoproteinlerin yapısına katılır.[2]
firavun
Eski Mısır hükümdarlarına verilen unvan / Kibirli, suratsız ve kötü yürekli kimse
jübile
Eski Ahit’e göre, Yahudilerde, elli yılda bir Tanrı’ya ve dinlenmeye ayrılan yıl / Bir sanat veya spor dalında uzun süre çalışanların onuruna düzenlenen kutlama töreni / Evliliğin ellinci yılında düzenlenen kutlama şenliği
hımbıl
Uyuşuk, tembel
antikor
Vücuda giren antijenlere karşı oluşan bağışıklık proteini (bkz: anti-corpse) /// Bağışıklık sisteminin bir parçası olan ve vücuttaki yabancı maddeler ile savaşan Y şekilli proteinlere antikor ya da tıbbî adı ile "immünoglobulin" denir. Antijen olarak bilinen bu yabancı maddeler, herhangi bir bakteri, virüs ya da kimyasallar olabilir. Yabancı maddeler için üretilen her bir tür antikor benzersizdir ve antijen üzerindeki yapıyı tanımak için kullanılmaktadır. Böylece antikorlar, antijenleri vücuttan atmak için onlara bağlanır ve bağışıklık sistemi için kompleksler oluşturmaktadırlar.
mecidiye
Osmanlı Devleti'nde 1840 yılında basılmış, 20 kuruş değerinde olan gümüş sikke
külah
İçine bazı şeyler koymak için huni biçiminde bükülmüş kâğıt kap / Erkeklerin giydiği genellikle keçeden, ucu sivri veya yüksek başlık / Oyun, hile
mutemet
Dairelerde, iş yerlerinde bazı para işlerine bakan görevli 2. Kendisine inanılıp güvenilen kimse
kerevet
Üzerine şilte serilerek yatmaya veya oturmaya yarayan, duvara bitişik, ayakları olan, tahtadan sedir
matrah
Bir verginin miktarını belirtmek için temel olarak alınan değer // Matrah, vergilendirmeye esas olan kazancın belirlenmesinde temel alınır ve bir gelirin üzerindeki giderler düşürülerek elde edilen tutar üzerinden hesaplanır. Bu şekilde matrah vergisi hesaplamasında kullanılan gelir miktarı oluşturulur. Advolorem matrah ve spesifik matrah olmak üzere iki farklı şekilde yapılabilir. Belirli bir tutar üzerinden yapılan matrah advolorem matrahtır. Vergiye konu olan şeylerin özelliklerine göre özel bir matrah yapılabileceği gibi vergi borcunun hesaplanması için bazı usuller vardır. Bu usuller: karineler, idari takdir, götürü ve beyan usulleri olarak adlandırılır.
şambrel
Otomobil lastiği (sadece lastik kısmı kapsar)
alevi
Alevilik (Arapça: عَلَوِیُّون), Alevî (Arapça: علوِی), bir mezhep veya tarikat olmamakla birlikte; İmam Ali soyundan gelen, onun velayetini kabul eden ve onun taraftarı olan Müslümanları tanımlar.
sınai
Sanayi ile ilgili, endüstriyel
muaşeret
Birbiriyle toplumsal ilişkiler içinde bulunma
sinir harbi
karşılıklı ters söz ve davranışlarla birbirini sinirlendirme.
rimel
Kadınların kirpiklerini kıvırmak ve daha uzun göstermek için fırça ile sürdükleri yağlı sürme, maskara
melankoli
Kara sevda, malihülya / Hüzün