Level 7 Level 9
Level 8

28 Aralık 2015 - Pazartesi


62 words 0 ignored

Ready to learn       Ready to review

Ignore words

Check the boxes below to ignore/unignore words, then click save at the bottom. Ignored words will never appear in any learning session.

All None

Ignore?
غَرامَة
para cezası
غَرامَة التَأْخِير
gecikme cezası
قَادَ
(araba vb..) sürmek, yönetmek, kullanmak (sürdü)
سائِق
sürücü, şoför
مُوَاظِن
vatandaş, yurttaş
إعْتَنَى ـ بِـ
ilgilenmek, bakmak, itina etmek (ilgilendi)
شُرْطي المُرُور كَتَبَ غَرامَة السائِق
Trafik polisi sürücüye para cezası yazdı
صَفّ
1- sınıf, derslik 2- sıra, hat, çizgi
تَكَلّمَ
konuşmak (konuştu)
جَاءَ
1- gelmek 2- (بِـ) getirmek (geldi)
عَاقَبَنِي المُعَلِّم لأنَّنِي لَعِبْتُ بِالجَوَّال أثْناءِ الدَرْس
Öğretmen bana ceza verdi çünkü ders esnasında telefonla oynadım
غَشَّ
kopya çekmek, hile yapmak, aldatmak (kopya çekti)
ضَحِكَ
gülmek (güldü)
إلْتَزَمَ ـ بِـ
(kurala vb..) uymak, riayet etmek (uydu)
صَدَّقَ
inanmak, güvenmek (inandı)
اُحِبُّكِ صَدِّقْني
Seni seviyorum, inan bana
صَدِّقْني لا أكْزِبُ عَلَيْك
İnan bana, sana yalan söylemem
اِبْتَعَدَ
uzaklaşmak, uzak durmak (uzaklaştı)
اِبْتَعِدْ عَنِّي
Benden uzaklaş
لِذالِك
bu yüzden, bu sebeple
مِنْ أجْلِ أنْ
(yapmak vb..) için
مِنْ أجْلِ ذالِك
bunun için, bu yüzden
مَدْعُوّ
davetli, konuk
نَادَى
çağırmak, seslenmek, bağırmak (çağırdı)
دَعا
dua etmek, davet etmek, çağırmak (dua etti)
أَدْعُو اللهَ مِنْ أجْلِ أنْ تَنْجَحَ فِي الإمْتِحان
Sınavda başarılı olman için Allah'a dua ediyorum
سَأَدْعُو سَدِيقِي بِمُناسَبَت تَحَرُّجِي
Mezuniyetim sebebiyle arkadaşımı davet edeceğim
لا تَصْرُخ في وَجْهِي
Yüzüme bağırma
حَفْلَة
tören, kutlama, parti
حَفْلة زَوَاج
düğün töreni
وَلِيمَة
ziyafet
تَوَقَّعَ
ummak, beklemek, tahmin etmek (umdu)
قاعدة
1- kural, prensip 2- temel, esas
نِظام
sistem, düzen
ألْتَزِمُ بِقَوَاعِد المُرُور
Trafik kurallarına uyuyorum
تَخَطَّى
geçmek, atlamak, aşmak, çiğnemek (geçti)
تَخَطَّى حَدّ السُرْعَة
Hız sınırını aştı
تَجاوَزَ
çiğneme, aşma, ihlal etme (çiğnedi)
يَتَكَلَّمُ بِالهاتِف وَ هُوَ يَقُودُ السَيّارَة
Arabayı sürerken telefonla konuşuyor
لَوْن
renk
مُناسِب
uygun, uyumlu
لَوْن القَمِيص مُناسِب مَعَ لَوْن البَنْطُلُون
Gömleğin rengi pantolonun rengi ile uyumlu
سَمَحَ ـ لِ
izin vermek (izin verdi)
سَمَحَ الأب لإبْنِه بِقِيادَة السَيّارَة
Baba oğlunun araba sürmesine izin verdi
رَكَبَ
binmek (bindi)
رَاكِب
yolcu, binici
حُصُوصاً
özellikle, bilhassa
شَرَحَ
açıklamak, izah etmek (açıkladı)
لا يُمْكِن أنْ أشْرَحَ بِالكَلِمات
Kelimelerle anlatamam
أعْطَى
vermek (verdi)
زُجاجَة
şişe, cam
نَظَرِيَّ
teorik, kuramsal
عَمَلِيَّ
pratik, uygulamalı
مُغْلَقَة
kapalı
مَفْتُوح
açık
عُلْبَة الهاتِف
telefon kulübesi
مَوْقِيف الحافِلَة
otobüs durağı
مَضَغَ
(sakız, yemek vb..) çiğnemek (çiğnedi)
حَدَثَ
olmak, meydana gelmek, cereyan etmek (oldu)
أحْدَثَ
yetiştirmek, oluşturmak, yaptırmak (yetiştirdi)
إعْتَمَدَ
güvenmek, dayanmak (güvendi)
رُبَّما
belki, ihtimal ki