Level 3 Level 5

286 words 0 ignored

Ready to learn       Ready to review

Ignore words

Check the boxes below to ignore/unignore words, then click save at the bottom. Ignored words will never appear in any learning session.

All None

Ignore?
das Geschenk
Armağan, hediye
ich muss ein Geschenk für meine Mutter kaufen
Annem için bir hediye satın almam lazım
du musst ein Geschenk für deine Freundin kaufen
Kız arkadaşın için bir hediye alman gerekir
die Umarmung
kucaklaşma
er gibt mir jeden Tag eine Umarmung
O bana her gün bir kucaklama verir
das Lächeln
gülümsemek
jedes Jahr
her yıl
ihnen
size, onlara
ich gebe ihm jedes Jahr ein Lächeln
Ona her yıl bir gülümseme veriyorum
mein Bruder schenkt ihnen jedes Jahr einen Hund
Kardeşim onlara her yıl bir köpek hediye eder
wir schenken ihnen jedes Jahr Schuhe
Biz onlara her yıl ayakkabı hediye ediyoruz
der Ring
Yüzük
die Jacke
çeket
er möchte ihr einen Ring schenken
Ona bir yüzük vermek istiyor
wir möchten ihr eine neue Katze schenken
Ona yeni bir kedi vermek istiyoruz
der Kuss
öpücük
sie möchte ihm einen Kuss geben
Ona bir öpücük vermek istiyor
mein Vater möchte ihm einen Anzug schenken
Babam ona bir takım elbise hediye etmek istiyor
die Uhr
Saat
auch
Keza, hatta, dahi, de da
meine Mutter möchte auch eine Uhr haben
Annem de bir saati olsun istiyor
manchmal möchte ich auch eine Umarmung haben
Bazen ben de bir sarılma istiyorum
das T-Shirt
Tişört
schon
zaten, bile, artık
ich habe schon eine Uhr
Zaten bir saatim var
mein Vater hat schon einen schönen Anzug
Babamın zaten güzel bir takım elbisesi var
aber
fakat, ama
mein Bruder hat schon ein T-shirt aber er möchte ein neues haben
Kardeşimin zaten bir tişörtü var ama O yeni bir tişört istiyor
sie hat schon ein Buch aber sie möchte ein neues haben
Onun zaten bir kitabı var ama O yeni bir kitap istiyor
ich muss Milch für meine Mutter kaufen
Annem için süt almam gerek
eigentlich schenke ich dir jedes Jahr einen neuen Hut
Aslında sana her yıl yeni bir şapka hediye ediyorum
er möchte ihr eine Jacke schenken
Ona bir çeket hediye etmek istiyor
ich möchte ihm einen Kuss geben
Ona bir öpücük vermek istiyorum
er möchte auch einen Kuss haben
O da bir öpücük istiyor
wir haben schon einen Tisch aber wir brauchen einen neuen
Bizim zaten bir masamız var ama yeni birine ihtiyacımız var
in der Nähe
yakınında, civarda, yakınlarda
das Museum
Müze
gibt es ein Museum hier in der Nähe?
Buraya yakın bir müze var mı?
wiederholen
tekrar etmek
können Sie das wiederholen bitte?
Lütfen tekrarlayabilir misiniz?
die Kirche
Kilise
wo ist das Museum?
Müze nerede?
genau hier
Tam burada
es ist da drüben
o orada
das Hotel ist da drüben
Otel orada
weit weg
çok uzak
das Hotel ist weit weg
Otel uzakta
die Kirche ist in der Nähe von der Bar
Kilise barın yanında
wo ist die Kirche?
Kilise nerede?
sie ist genau hier
O tam burada
das Museum ist weit weg
Müze uzakta
das Haus ist weit weg
Ev uzakta
der Bahnhof ist in der Nähe von meinem Haus
Tren istasyonu evime yakın
diese Frau
bu kadın
dieser Mann
Bu adam
der Junge
erkek çoçuğu
wer ist dieser Junge?
Bu çocuk kim?
das Mädchen
Kız çoçuğu
wer ist diese Frau?
Bu kadın kim?
der Lehrer
Öğretmen (erkek )
die Lehrerin
Öğretmen ( kadın )
der Rechtsanwalt
Avukat ( erkek )
der Künstler
Sanatçı ( erkek )
ich bin Künstler
Ben bir sanatçıyım
sie ist Lehrerin
O bir öğretmen
studieren
öğrenim görmek, okumak ( üniversitede)
er studiert
O öğrenim görüyor
die Universität
Üniversite
das Mädchen studiert in Deutschland
Kız Almanya'da Öğrenim görüyor
mein Bruder studiert an der Universität
Kardeşim üniversitede okuyor
der Kindergarten
Kreş, anaokulu
meine Tochter geht in den Kindergarten
Kızım anaokuluna gidiyor
ihr
ona, onlara
seine Schwester geht in die Schule
onun kız kardeşi okula gider
der Student
Öğrenci ( erkek)
die Studentin
Öğrenci ( kız )
mein Sohn und meine Tochter sind Studenten
oğlum ve kızım öğrenciler
wer ist dieser Mann?
Bu adam kim?
er ist Rechtsanwalt
O bir avukat
mein Freund studiert an der Universität
Arkadaşım üniversitede okuyor
mein Sohn studiert an der Universität
Oğlum üniversitede okuyor
mein Bruder geht in die Schule
Kardeşim okula gider
die Kinder
çoçuklar
die Kinder sind Künstler
Çocuklar sanatçıdırlar
mein Mann und mein Bruder sind Rechtsanwälte
Kocam ve kardeşim avukatlar
machen
yapmak
ich mache
yapıyorum
du machst
yapıyorsun
er macht
yapıyor
wir machen
yapıyoruz
ihr macht
yapıyorsunuz
sie machen
yapıyorlar
Sie machen
yapıyorsunuz ( nezaketen )
gerne (etwas machen)
seve seve ( bir şey yapmak )
sehr gerne (etwas machen)
çok severek ( bir şey yapmak )
gar nicht gerne (etwas machen)
sevmeyerek ( bir şey yapmak )
was macht er sehr gerne?
O çok severek neyi yapar?
lieben
sevmek
hassen
nefret etmek
was machst du gar nicht gerne?
Ne yapmayı sevmiyorsun?
was macht dein Freund sehr gerne?
Arkadaşın ne yapmayı çok sever?
was macht ihr Freund gerne?
Onun arkadaşı ne yapmayı sever?
dich
seni
sich
kendini, kendine
sich für (etwas) interessieren
bir şey ile ilgilenmek
wofür interessierst du dich?
neden seni ilgilendiriyor?
wofür interessieren sie sich?
neden onları ilgilendiriyor?
die Nachricht
haber, bildiri
lesen
okumak
ich lese sehr gerne
okumayı çok seviyorum
die Zeitung
Gazete
er liest
o okuyor
er liest die Zeitung gar nicht gerne
O gazete okumayı sevmez
die Zeitschrift
Dergi
unser
bizim
unser Vater liest die Zeitung sehr gerne
Babamız gazete okumayı çok sever
die Kunst
Sanat
interessierst du dich für Kunst?
Sanat ile ilgileniyor musun?
die Musik
müzik
er interessiert sich für Musik
O müzikle ilgileniyor
die Geschichte
Hikaye
ich interessiere mich sehr für Geschichte
Ben hikayelerle çok ilgileniyorum
der Sport
Spor
interessiert sie sich für Sport?
Sporla ilgileniyor mu?
seine Freundin hasst Kunst und Musik
onun kız arkadaşı sanat ve müzikten nefret eder
ich liebe Sport und Musik
Spor ve müziği seviyorum
der Film
Film
die TV-Show
TV Programı
er schaut sich (etwas) an
O ( bir şey) seyrediyor
ich schaue mir (etwas) an
Ben (bir şey) seyrediyorum
ihre Mutter schaut sich die Nachrichten an
Onların annesi haberleri seyrediyor
ich schaue mir nie Filme an
Ben hiç film izlemem
wofür interessiert er sich?
O neyle ilgilenir?
meine Mutter liest sehr gerne Zeitschriften
Annem dergileri okumayı çok sever
meine Schwester liest die Nachrichten sehr gerne
Kız kardeşim haberleri okumayı çok sever
sie schaut sich eine TV-Show an
O bir tv programı izliyor
der Krankenwagen
Ambulans
ruf an
Çağırmak, aramak, telefon etmek
ruf einen Krankenwagen
Bir ambulans çağırın
die Polizei
Polis
ruf die Polizei an
polis çağırmak
wo tut es weh?
Neresi acıyor?
der Arm
Kol
mein Arm tut weh
kolum ağrıyor
der Hals
Boyun, Bogaz
der Rücken
Sırt
mein Rücken tut weh
Sırtım ağrıyor
das Bein
Bacak
gebrochen
kırık
dein Bein ist gebrochen
Bacağın kırık
sein Hals tut manchmal weh
Onun boğazı bazen ağrıyor
der Fuß
ayak
der Finger
Parmak
mein Fuß ist gebrochen
Ayağım kırık
die Hand
El
sei vorsichtig
dikkatli olmak
ruf den Arzt an
Doktoru çağırmak
mein Rücken tut ein bisschen weh
Sırtım biraz ağrıyor
dein Fuß ist gebrochen
ayağın kırıldı
ihr Finger ist gebrochen
parmağı kırık
deine Hand ist gebrochen
Elin kırık
welcher
hangi (maskulin)
reisen
Seyahat etmek
die Stadt
şehir
das Land
ülke
besuchen
Ziyaret etmek
welche Stadt möchtest du besuchen?
Hangi şehri ziyaret etmek istiyorsun?
welches Land möchtest du besuchen?
Hangi ülkeyi ziyaret etmek istiyorsun?
das Visum
Vize
die Bordkarte
Uçağa biniş kartı
der Reisepass
Pasaport
die Fahrkarte
Yolcu bileti
wir müssen eine Fahrkarte kaufen
Bir bilet satın almamız gerek
du musst eine Fahrkarte und ein Visum haben
Bir biletin ve vizen olmalıdır
wir müssen eine Bordkarte und ein Visum haben
Bizim bir biniş kartımız ve vizemiz olmalıdır
der Zug
Tren
der Flughafen
Havaalanı
zeigen
göstermek
du musst deinen Reisepass am Flughafen zeigen
Havaalanında pasaportunu göstermek zorundasın
du musst deine Fahrkarte im Zug zeigen
Trende yolcu biletini göstermek zorundasın
der Bus
Otobüs
nehmen
almak
sie müssen zum Flughafen fahren
Onlar havaalanına gitmesi lazım
wir müssen ein Taxi nehmen
Bir taksiyle gitmek zorundayız
sie müssen immer einen Bus nehmen
Onlar her zaman bir otobüsle gitmek zorunda
das Gepäck
Bagaj
der Koffer
Bavul
schwer
ağır
mein Gepäck ist zu schwer
Bagajım çok ağır
leicht
hafif
eigentlich ist mein Gepäck sehr leicht
Aslında benim bagajım çok hafif
welchen Freund möchtest du besuchen?
Hangi arkadaşı ziyaret etmek istiyorsun?
er muss einen Reisepass und eine Fahrkarte haben
Onun bir pasaportu ve bir bileti olmalı
sie muss ihr Visum am Flughafen zeigen
O vizesini havaalanında göstermek zorunda
ich muss immer den Zug nehmen
Her zaman trenle gitmek zorundayım
dein Gepäck ist sehr leicht
Bagajın çok hafif
sein Koffer ist zu schwer
onun Bavulu ağır
was möchtest du machen?
Ne yapmak istiyorsun?
der Nachmittag
Öğleden sonra
heute
bugün
heute Abend
Bu akşam
morgen
yarın
was möchtest du heute machen?
Bu gün ne yapmak istiyorsun?
der Kuchen
pasta, kek
ich möchte einen Kuchen machen
Bir kek yapmak istiyorum
tanzen gehen
Dans etmeye gitmek
ich gehe gerne tanzen
Dansa gitmeyi seviyorum
morgen gehen wir tanzen
Yarın dansa gidiyoruz
ausgehen
dışarı çıkmak
schwimmen gehen
yüzmeye gitmek
ich möchte schwimmen gehen
Yüzmeye gitmek istiyorum
möchtest du schwimmen gehen?
Sen yüzmeye gitmek istiyor musun?
essen gehen
Yemeğe gitmek
möchtest du essen gehen?
Yemeğe gitmek ister misin?
heute Abend gehen wir essen
Bu akşam yemeğe gidiyoruz
ich möchte mir Filme anschauen
Film izlemek istiyorum
schlafen
uyumak
er möchte auch seine Mutter anrufen
O da annesini aramak istiyor
lange aufbleiben
geç vakte kadar uyanık kalmak
ich möchte lange aufbleiben und Popcorn essen
Geç vakte kadar uyanık kalmak ve patlamış mısır yemek isitiyorum
ich möchte lange aufbleiben und mir Filme anschauen
Geç vakte kadar uyanık kalmak ve film izlemek istiyorum
laufen gehen
yürüyüşe gitmek
sie möchten nie laufen gehen
Onlar asla yürüyüşe gitmek istemiyor
weinen
Ağlamak
nach Hause gehen
Eve gitmek
sie möchten immer nach Hause gehen
onlar her zaman eve gitmek istiyorlar
was möchtest du heute Abend machen?
bu akşam ne yapmak istiyorsun?
was möchte sie am Nachmittag machen?
Öğleden sonra o ne yapmak istiyor ( kadın)
er möchte auch schlafen
O da uyumak istiyor (erkek)
wir möchten auch essen gehen
Biz de yemeğe gitmek istiyoruz
sie möchte lange aufbleiben und Kuchen essen
O geç vakte kadar uyanık kalmak ve pasta yemek istiyor
ich möchte immer weinen
Hep ağlamak istiyorum
Herr
bay
Sie sind ein sehr guter Lehrer Herr Reiter
Siz çok iyi bir öğretmensiniz bay Reiter
Frau
Bayan
möchten Sie zum Museum gehen Frau Stein?
Bayan Stein müzeye gitmek ister misiniz?
möchten Sie gerne Nachspeisen?
Tatlılar ister misiniz?
das Kino
Sinema
oder was
ya da ne
mitkommen
Birlikte gelmek
möchtest du mit (uns) zum Kino kommen oder was?
Bizimle sinemaya gelmek istiyor musun ya da ne istiyorsun?
helfen
yardım etmek
Sie können mir nicht helfen Doktor Meier
Doktor Meier siz bana yardımcı olamazsınız
möchten Sie gerne eine neue Tasche kaufen?
yeni bir çanta satın almak ister misiniz?
mit mir
benimle
die Pizza
Pizza
Fernsehen gucken
Televizyon izlemek
du kannst Fernsehen gucken und Pizza mit mir essen
Benimle televizyon izleyebilir ve pizza yiyebilirsin
erste
Birinci
zweite
ikinci
dritte
üçüncü
vierte
dörtüncü
fünfte
beşinci
sechste
altıncı
siebte
yedinci
achte
sekizinci
neunte
dokuzuncu
zehnte
onuncu
elfte
onbirinci
zwölfte
onikinci
fünfzehnte
onbeşinci
einundzwanzigste
yirmibirinci
zweiunddreißigste
otuzikinci
dreiundsechzigste
atmışüçüncü
siebenundachtzigste
seksenyedinci
fünfundvierzigste
kırkbeşinci
das ist zu teuer
Bu çok pahalı
das Geld
para
die Zeit
zaman
viel
çok
ich habe nicht viel Geld
çok param yok
genug
yeterli
zu viel
çok fazla
zu viele
daha çok
er hat nicht genug Geld
Yeterince parası yok
sie hat zu viel Geld
Onun çok fazla parası var
wir haben zu viel Zeit
Çok fazla zamanımız var
ausgeben
harcamak
ich kann nicht zu viel Geld ausgeben
Ben çok fazla para harcamıyorum
der ist sehr billig
Bu çok ucuz
die ist zu klein
Bu çok küçük
er hat nicht viele Nudeln
Onun çok makarnası yok
du hast nicht viel Zeit
senin çok zamanın yok
wir haben nicht genug Fleisch
Yeterince etimiz yok
sie hat nicht genug Wasser
Onun yeterince suyu yok
wir können nicht zu viel Kaffee trinken
Biz çok fazla kahve içemiyoruz